| PEYGAMBER OCAĞI VE REFERANDUM SÜRECİ | | Yazdır | |
| Pazar, 25 Temmuz 2010 | ||||||||||||||||||
|
PEYGAMBER OCAĞI VE REFERANDUM SÜRECİ Bir anı “Peygamber Ocağının aşı şifadır.” İskender PALA hocadan dinledim. Yıllar önce Korgeneral Nazif OKA Diyarbakır’da 7’nci Kolordu Komutanı.. Nizamiyeden geçerken bir teyze görür. Yaşlı bir hanım. Üç kez arda arda sabah görünce durur ve Nöbetçi Subayına sorar kadını. “-Yemek istiyor.” derler kendisine. Paşa hemen araçtan iner, saygı ile yaşlı kadını arabasına alır makama çıkarlar. Kadına; “-Teyzeciğim, sen üzülme ben sana her gün yemek ve ihtiyaç malzemesi gönderirim. Hem de sen üzülme diye kimsenin göremeyeceği akşamdan sonra bir saatte gönderirim.” der. Kadın cevap verir. “-Hayır Kumandan paşa hayır! Benim her şeyim var.” “-O zaman neden yemek, aş istiyorsun ana!” der paşa… Yaşlı ana cevap verir. “-Paşam benim bir oğlum var, hastadır. Doktorlara gittim, hocalara gittim şifa bulamadım. Düşündüm, ordumuz peygamber Ocağı’dır. Burada pişen yemekten götüreyim, şifa olur inşaallah diye geldim.” der. Değerli okuyucu, değerli Ordu Mensubu. Millet seni böyle görüyordu 20 yıl öncesine kadar. PKK’nın tepesinde çalışmış bir katil diyor ki; “-Dini herkes kullandı, herkes bir şekilde yakın durdu. Ama Türk Silahlı Kuvvetlerini anlamak mümkün değil. Hiç yakın durmadı.” diyor. PKK ve İslam! Evet PKK, marksist ve ateist olmasına rağmen “Yurtsever İmamlar Birliği”ni kurmuştur. PKK ölülerine mevlit okumaya giden timler dahi oluşturmuştur. Maalesef Ordumuzda subaylar şehid cenazelerinde namaza katılmaya korkmuşlardır. Çünkü namaza gelen generallerin bir kısmı namaza katılmamış, vaktin namazına da katılan general emekli olduktan sonra Ordu Evine girmesi yasaklı personel olmuştur. Bu konuda mahkeme kararı filan da yoktur. YAŞ (Yüksek Askeri Şura) karaları ile. Malum yargı denetimi yok ya… Tabii 28 Şubat sürecinin zararlarının görüldüğünü zannediyorum ki şu anda böyle bir sıkıntı görünmüyor. Balyozla Gelinen Nokta! Balyoz planlayanların tepesine indi. Mutluyuz bunun için. Ama bir sıkıntı var. Kuruların yanında yaşlarda yanmaktadır. Emrin yasalara aykırı olmayan EK’lerini hazırlamış ya da alt birlik komutanı olan masum insanlar da mağdurdurlar. Dileriz hukuk bir an evvel iyileri ayıklar ve aklar. İşin arka planında BÇG (Batı Çalışma Gurubu) örgütlenmesi vardır ki, elebaşlarından biri malum Çetin Doğan’dır. Asıl BÇG’nun üzerine gidilmelidir. Akabinde kurulan CÇG (Cumhuriyetçi Çalışma Gurubu) bu kirli işlerin, fişlemelerin devamıdır. Erzincan Olaylarını da bu ilişki içinde arayınız. Emre itaat etmek zorunda bırakılan general ve subaylar bu töhmetten kurtarılmalıdır. 60 İhtilali sonrası tasfiyeler Şimdi birileri isyanda… Ne için isyanınınız? 60 İhtilali sonrasında, yüzlerce general ve subay yargısız atıldılar ordudan… 28 Şubat sürecinde atıldılar. Hukuksuz… Gıkınız çıkmıyordu. Şimdi neden yargılama sürecine bile karşısınız. Milleti kandırmayın sakın! Balyoz Planı doğrudur. TSK’ndeki “Yurt Sevgisi Eğitim Notları”na vatan Sevgisi ile ilgili ayet ve hadis koydurmayan Çetin Doğan bu gün diyor ki; “-Ordu Peygamber Ocağıdır.” Hukuk doğrularla yanlışları bir an önce ayıklamalıdır. Hilmi ÖZKÖK Paşam…. O seminer olurken BÇG’nun çıkardığı rüzgar o kadar etkiliydi ki… Tüm generaller çıkışta bir tarafta, Hilmi Paşamın yanına giden yoktu. O yalnızdı, kendini korumak için evinden yemek getirdiği bilgisi basına dahi sızmıştı. Allah bu Milletin fedakar evlatlarından razı olsun. Hilmi ÖZKÖK gerçek bir demokrat olarak, cumhuriyet değerlerine cidden saygılı biri olarak TSK içindeki darbeci damara karşı direndi. Oyunların bozulmasına vesile oldu. Milletimiz kendisine karşı gerekli vefayı göstermelidir. Ordu düşmanlığına meydan verilmemelidir. Ordumuz Milletimizin bağrından çıkmıştır. Ordu düşmanlığına meydan verilmemelidir. Ancak bu darbecilere karşı da tedbir alınmalıdır. İç Hizmet Kanunu 35’inci madde derhal kaldırılmalıdır. Malum 12 Eylülcüler bu maddeye dayanarak darbe yaptılar. Yasal düzenlemeler yapılırsa ordu içindeki darbeciler Vatansever subayları ve Milletimizi ezemeyeceklerdir. O zaman da zulm bitecektir. Tüm darbecilere, Hukuk darbecilerine de hayır! Şu anda hukuk darbecileri TSK’ndeki darbecilerden daha güçlüdür. Bana göre 28 Şubat Süreci de Hukuk Darbesi önde olarak gerçekleştirilmiştir. Dolayısı ile Anayasa Değişikliği halka anlatılmalıdır. Bu AKP’nin oylanması değildir. Milletin eli, kolu, gözü, ayakları, vicdanı bağlıdır. Bu değişiklikle en azından gözünün biri açılacaktır. En genel bakışla Ergenekon yapılanması tanımı içinde ifadesini bulan bu guruba karşı topyekün karşı durulmalıdır. Şevket KAZAN-Önder SAV Görüşmesi! Bu süreçte Şevket KAZAN beyin Önder SAV’a gitmesini de çok manidar bulduğumu ifade etmek isterim. Mutlaka kamuoyuna bir açıklama yapmalı, Saadet Partilileri töhmetten kurtarmalıdır. İnsanlar telefon açıp soruyorlar. Yerel seçimlerden önce Şevki YILMAZ’ın “İslamcı Ergenekoncular!” ifitrasından çok mağdur olduk. Bu görüşme bu süreçte ne anlama geliyor diye? MHP’nin içine düştüğü senaryoya karşı çok dikkatli olunmalıdır. MHP Anayasa oylaması öncesi doğrularla, kendilerine vaad edilen senaryonun arasında kalmış, kıvranmaktadır. MHP’ye vaad edilen “-AKP’ni devirin CHP ile koalisyon hükümeti kurun.” şeklindedir. Böyle bir senaryo genel seçimler öncesi Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde Sayın Mehmet AĞAR’ın başını yedi. Millet kendisine doğrudan yapılan dayatmaları asla unutmamakta ve intikamını önüne sandık konar konmaz almaktadır. CHP Genel Başkanı Sayın KILIÇDAROĞLU’nun bile Allah’lı, İnşaallah’lı, Maşallah’lı konuşmalara sığınmasından MHP kendisine başka sonuçlar çıkarmalıdır. Eski Ülkücüler haklıdır. Sayın BAHÇELİ akademisyenken, onlar ceplerinde bir simit paraları bile olmadan öldüler, belki de hain diye gösterilen birini kim olduğunu merak bile etmeden öldürdüler. Kızgınlıklarında ve varsa duydukları vicdan azaplarında çok haklılar. Tabii bu tanımlamaya 12 Eylül öncesi özgürlük isteyen Solcu/Devrimci kesimler de dahildir. Geçen böyle bir Eski Devrimci diyor ki; “-Bizim mücadelesini verdiğimiz özgürlük için dinciler daha çok mücadele ediyor.” Anayasa Oylaması Vicdanların Ayıklanma Sürecidir. Peygamber Ocağından subayların yargılanmadan dindar diye atılmalarını istemiyorsanız, hukuk darbelerine ve darbelere karşı iseniz, Müslüman Milletin kanıyla kazandığı şu toprakta biraz daha özgürleşmesinden yana iseniz, 12 Eylül öncesi akan kanda parmağınız var da vicdan azabı duyuyorsanız, darbe öncesi kanın akmasını ve ülkenin darbe şartlarını oluşmasını bekleyen darbecilerdenseniz, Milletle ve vicdanınızla barışmak için Anayasa değişikliğine “-EVET!” deyin. Akabinde de tamamen “SİVİL VE GENİŞ KATILIMLI DEMOKRATİK YENİ BİR ANAYASA” için mücadele edin. Ordunun Peygamber Ocağı olması için bu değişime, toplumun aslına dönmesi için verilecek mücadele açılacak bu meydana ihtiyacınız olduğunu unutmayın.
Halil MERT (E) Topçu Yarbay Strateji Uluslararası İlişkiler ve Yönetim Uzmanı
Favori olarak ekle (0)
Yorum yaz
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


