| Sağlık Bakanlığı GATA'yı örnek alsın | | Yazdır | |
| Pazar, 18 Temmuz 2010 | ||||||
|
Sağlık Bakanlığı GATA'yı örnek alsın Temel özel hastane açmış aynı ameliyatı hem 50 TL’ye hem de 500 TL’ye yaptırıyormuş. Bu fiyat farkı neden diye sorduklarında “Maliyet meselesi” demiş. ”50 lira yeni doktorların fakat eski aletlerin olduğu tedavi, 500 lira eski doktorlar ama yeni aletlerin olduğu tedavi” demiş. Temelin zekası aslında Sağlık Bakanlığı’nın işinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Sağlık Bakanımız Türkiye’de 1500 tuzu kuru hekim nedeniyle halkın çoğunluğunun iyi sağlık hizmeti alamadığını söyledi. Sosyal devlet ilkesi nedeniyle tam gün yasasını savunan siyasi iktidar hekimlerin özlük haklarını önemsemiyor muydu? Hekimlerde para kazanma arzusunun yaygınlığı maalesef inkar edilemez bir gerçektir. Zaten mesleğe girerken de çok defa iyi bir hayat standardı, garanti bir yaşam kalitesi için zor mesleği seçiyorlar. Bir hekimin çalışma temposunu mesai düzenini gören çocukları çoğu defa baba mesleğini seçmiyorlar. Memuriyet zihniyeti ile hareket eden mesai dolsun diye bekleyen hekimler zaten iyi hekim olamıyorlar. Bu meslekte adanmışlık, gönüllülük, işine aşık olma başarı için temel kuraldır. İşini birinci planda parayı ikinci planda tutmayan hekim zaten meslek etiğine uymuyor demektir. Sağlıkta kafalar çok karıştı Tam gün yasası kullanılamaz bir biçimde AYM’ce değiştirildi. Gerçekte Türk sağlık sistemi kaostan döndü. Hükümet başarılı Sağlık Bakanının etkisi ile büyük yanılgı içindeydi. Aslında AYM hükümete kıyak çekti diyebiliriz. Neden mi? Sağlık bakanımızın klasik yaklaşımı ya hep ya hiç yani ya siyah ya beyaz,gri alanları yok sayma anlayışını bu konuda da gördük. Bir uçta bütün hekimleri her fırsatta muayenehanesine kaçacak aç gözlü varlıklar gören toplumda da karşılığı olan önkabul ile hekimlerin elinden bu imkanı söküp alma gayreti ve anlayışı. Bu anlayış Tam Gün Yasası’nda yazılı hale gelmişti. Diğer uçta Türk Tabipler Birliği’nin temsil ettiği sadece hekimin özlük hakkını düşünen anlayış vardı. Halkın ihtiyacını, saatlerce hastanede kuyrukta beklemesini dert etmeyen, “hastalarıma nasıl dünya standardında hizmet veririm?”i düşünmeyen, sadece kendi hastalarımı değil bütün hastaların iyi sağlık hizmeti alması için bana düşen bir sorumluluk var mı? yı önemsemeyen görüş vardı. Varsa yoksa benim haklarım anlayışı. Sağlık Bakanlığı ile Türk Tabipler Birliği bir araya gelip konuşamadığı için konu mahkemelik oldu. Anayasa Mahkemesi genel anti reformist tavrını burada da gösterdi. Fakat durum daha da karıştı. Bugün artık Sağlık Bakanlığı ve TTB nin bir binaya kapanıp uzlaşıncaya kadar kalıp sonra o binadan çıkmadan anlaşamayacakları bir noktaya geldik. Tam gün yasası çok ciddi genelleme hataları ihtiva ediyordu. Devletin baş edemediği Üniversite kliniklerine uğramayan hocalar gerçeği vardı. Üniversiteyi kartvizit gibi kullanıp TV- TV dolaşan rantiyeci doktorların çok örneği vardır. Hiç riske girmeden hiç bir parasal yatırım yapmadan “Devletin taşını atıp havadaki hasta müşteri kuşu vurup kuşu kendi sepetine düşüren” üniversite hocaları veya devlet hastanesi doktorları. Bu yasa da servise uğramayan hep özel hastası ile ilgilenen hekimlere tepki nedeniyle dürüst çalışan hekimler cezalandırılıyordu. Bir hekim 8 saat hastanede mesaisini verdikten sonra mesai dışında bir özel kurumda poliklinik yapması veya hasta ameliyat etmesinin devlete bir zararı yoktur ki? Bir hekim kolay mı yetişiyor. Onu mesai dışında tavla oynamaya mahkum etmek hekimliğin doğasına aykırıdır. Aynı zamanda da kaynak israfıdır. Tamgün yasası çıksa idi zaten ünlü ve başarılı hekime olan talep nedeniyle masa üstüne bırakılmış veya simsarlarca yönetilen beyaz zarflar dolaşmaya başlayacaktı. Yahut onurlu ve ilkeli hekimler istemedikleri halde Üniversiteden kopacaklardı. Yasa çıkarılırken şu üç gerçek birlikte değerlendirilmelidir. Devletin bir işveren olduğu hekimin işgören olduğu gerçeği, sağlık hizmetinin gittikçe pahalılaşan bir hizmet olduğu ve iyi hekimin iyi bedelinin olduğu ikinci gerçeği, insanlarımızın iyi sağlık hizmeti alma konusundaki beklentilerinin gittikçe yükseldiği üçüncü gerçeği. GATA’da benim görev yaptığım yıllarda Hekimlerin serbest çalışma isteği ile hastaların özel ve kaliteli hizmet alması arasındaki denge kurulmuştu. GATA Komutanı Ömer Şarlak hocamız Genelkurmayı ikna ederek doktorların özlük haklarını serbest çalışan çalışmayan ayırımı yapmadan eşit biçimde verdi. Ancak mesai içinde “merkezi randevu sistemi disiplini” kurarak öğretim üyelerinin kurumda muayene hizmeti vermelerini sağladı. Mesaisi dışında kendine güvenen hekim serbest çalışmaya devam etti. Ama rapor satan, özel muayenenehanesini poliklinik gibi kullanan hekim de affedilmiyordu. Meslek etiği ile tıp etiği arasındaki dengeyi kurmak için tıbbi kararlarla mali kararların birbiri arasında denge kurulması gerekir. Doktorların mesai düzenlenmesinde tek doğru yoktur. Doğrular bıranşa ve yeteneklere göre değişir, devletin görevi kılıçları çekip “Ya herro ya merro” demek değildir. Çok tercihli, emek bedel dengesini koruyan hem kaliteli hem sosyal iş barışını kurabilmek gerekir. Parası olana ucuz sağlık hizmeti vermek sosyal devlet olmak değildir. Parası olana beklentilere uygun bedelini alarak sağlık hizmeti verirken ihtiyacı olanı da sağlık hizmetinden mahrum bırakmayan tam ve mükemmel bir sistem yeryüzünde kurulamadı. Ancak mükemmellik en mükemmeli yapmak değil elindeki imkanları en mükemmel kullanabilmektir. Prof.Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7
Favori olarak ekle (0)
Yorum yaz
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


